Perşembe, Haziran 25, 2026

SON HABERLER

Cumhurbaşkanı Kararıyla Bilgi Üniversitesi’ne Kapatma

Türkiye yükseköğretim dünyasında çok önemli bir hukuki ve idari gelişme yaşandı. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Türkiye’nin en köklü vakıf üniversitelerinden biri olan İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izni kaldırıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yürürlüğe giren kararda, kurucu vakfına kayyım atanan yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun ek 11’inci maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği belirtildi.

Peki, çeyrek asırlık geçmişe sahip Bilgi Üniversitesi’ni bu sürece getiren yasal gerekçeler neler, bundan sonra ne olacak ve öğrenciler eğitimlerine nasıl devam edecek? İşte resmi kararlar ve mevzuat çerçevesinde sürecin analizi…

Sürecin Geçmişi: Kayyım Atanması ve TMSF Devri

İstanbul Bilgi Üniversitesi, sivil bir yükseköğretim kurumu olarak 1996 yılında kurulmuş ve zaman içerisinde Türkiye’nin önde gelen vakıf üniversitelerinden biri haline gelmişti. Yönetimi 2006 yılında küresel Laureate International ağına geçen kurum, 2019 yılında ise Can Holding bünyesine katılmıştı. Holding, 2025 yılı başında medya sektöründe de stratejik yatırımlar gerçekleştirmişti.

Ancak 2025 yılının Eylül ayında, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından holding bünyesindeki şirketlere yönelik ticari ve mali incelemeleri içeren adli bir soruşturma başlatıldı. Yürütülen bu adli soruşturma kapsamında, aralarında İstanbul Bilgi Üniversitesi, Doğa Koleji ve medya varlıklarının da bulunduğu şirketlerin yönetimi, sulh ceza hakimliği kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredildi.

Bu süreçte Yükseköğretim Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca, üniversitenin kurucu vakfı olan Bilgi Eğitim ve Kültür Vakfı’nı yönetmek üzere YÖK Denetleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ahmet Ulusoy, Levent Çetin ve Avukat Mehmet Çiçek’ten oluşan bir kayyım heyeti görevlendirildi ve eski mütevelli heyetinin görevi sona erdi. Soruşturma kapsamındaki adli ve hukuki süreç ise yargı makamları nezdinde devam ediyor.

YÖK Mevzuatı ve Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği Ne Diyor?

Bir vakıf üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılması, YÖK’ün yasal mevzuatlarında net hatlarla belirlenmiş şartlara dayanıyor. Vakıf Yükseköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin önlemleri içeren maddelerine göre, şu durumların tespiti halinde ilgili üniversitenin yönetimi durdurularak garantör kuruma devredilebiliyor:

  • Eğitim-öğretim faaliyetleri ile idari, mali ve ekonomik işleyişin denetim, inceleme ve soruşturma süreçlerine engel olunması,
  • Üniversitenin mali durumunun ve ekonomik rasyolarının, eğitim faaliyetlerini sağlıklı bir şekilde sürdüremeyecek ölçüde zayıfladığının Yükseköğretim Denetleme Kurulu raporlarıyla saptanması,
  • Kuruluş aşamasında taahhüt edilen mal varlıklarının YÖK onayı alınmaksızın değiştirilmesi ya da elden çıkarılması,
  • Resmi defter ve kayıtların mevzuata aykırı şekilde işlenmesi, gizlenmesi veya tahrif edilmesi,
  • Yönetim kademelerinin mali kontrol ve denetim sistemlerini zaafa uğratacak işlemler tesis etmesi.

Bilgi Üniversitesi Öğrencilerine Ne Olacak? Garantör Üniversite Devrede

Alınan bu büyük kararın ardından binlerce öğrenci, mezun ve veli eğitim hayatının nasıl etkileneceğini merak ediyor. Vakıf üniversiteleri kurulurken, akademik ve idari işleyişin güvence altına alınması amacıyla mevzuat gereği bir devlet üniversitesi “Garantör Üniversite” olarak belirleniyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin garantör üniversitesi, 2021 yılında yapılan resmi kurumsal düzenlemeyle Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) olarak yapılandırılmıştı. Faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin son Cumhurbaşkanı Kararı ile birlikte, Bilgi Üniversitesi’nin akademik yönetimi, eğitim-öğretim süreçlerinin koordinasyonu ve öğrencilerin haklarının korunması sorumluluğu Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından üstlenilecek.

Daha önce idari sürecin başında YÖK Başkanlığı tarafından yapılan açıklamalarda da vurgulandığı üzere, öğrencilerin eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamaması ve mağduriyet yaşanmaması için yasal mekanizmalar eksiksiz işletilecek.

Geçmişteki Benzer Uygulamalar: Şehir ve Haliç Üniversitesi Örnekleri

Türkiye yükseköğretim tarihinde, idari ve mali krizler ya da mevzuat ihlalleri nedeniyle daha önce de garantör üniversite modelleri devreye sokulmuştu:

  • İstanbul Şehir Üniversitesi: Yaşanan mali krizler ve hukuki süreçlerin ardından Cumhurbaşkanı kararıyla faaliyet izni kaldırılmış ve üniversitenin tüm yönetimi ile öğrencileri garantör kurumu olan Marmara Üniversitesi’ne devredilmişti.
  • Haliç Üniversitesi: 2016 yılında YÖK tarafından tespit edilen yönetimsel aksaklıklar gerekçe gösterilerek faaliyet izni geçici olarak durdurulmuş ve üniversite idaresi bir yıl süreyle geçici olarak garantör kurumu olan İstanbul Üniversitesi bünyesine aktarılmıştı.

210 Bin Metrekarelik Kampüs Alanı ve Çeyrek Asırlık Kurumsal Hafıza

Kuştepe, Dolapdere ve santralistanbul olmak üzere toplamda yaklaşık 210 bin metrekarelik üç büyük kampüste faaliyet yürüten İstanbul Bilgi Üniversitesi, Türkiye’nin en geniş akademik yelpazesine sahip kurumlarından biri konumundaydı. Bünyesinde 8 fakülte, 3 enstitü, 3 meslek yüksekokulu ve 150’den fazla aktif program barındıran üniversite; bugün 20 binden fazla öğrenciye, 70 bini aşkın mezuna ve 1000’den fazla akademisyene ev sahipliği yapıyordu.

Kuruluşundan bu yana Prof. Dr. Asaf Savaş Akat, Prof. Dr. İlter Turan, Prof. Dr. Gülten Kazgan, Prof. Dr. Mete Tunçay, Prof. Dr. Murat Belge, Prof. Dr. Serap Yazıcı, Prof. Dr. Haluk Şahin, Prof. Dr. Jale Parla, Prof. Dr. Pınar Kür, Prof. Dr. Ayhan Kaya, Betül Mardin ve eski Dışişleri Bakanı İsmail Cem gibi Türkiye’nin bilim, akademi, kültür ve siyaset dünyasına yön vermiş çok sayıda entelektüel ismi kadrosunda barındıran üniversitenin resmen kapatılması, eğitim sektöründe uzun süre konuşulacak bir dönüm noktası olarak kayıtlara geçti.

En Çok Okunanlar